Kana(dı) Kırık Güvercin
Filistin yanıyor, Çeçenistan kaynıyor, Lübnan tarumar… Irak keşmekeş…
Ekranlarda toz toprağa bulanmış, eller üstünde, boynunda emziğiyle arşa uzatılmış yavru bi güvercin… Kana katliamında hafızalara silinmemek üzere nakşedilen işte bu kare. Yıllar geçsede bu fotograf karesi görenlerin hafızalarından her savaş sahnesinde geçecek. Tıpkı Filistinde iki ateş arasında kalan baba ve oğlunun son görüntüleri gibi… tıpkı ekranlardan “utanın” diye haykıran küçük kız çocuğu gibi… ve tıpkı sayılmayacak kadar çok olan diğerleri gibi. Kana’lı küçüğü değil bizi vurdu İsrail, hemde en can alıcı noktamızdan. Gözlerimizde deryalaşan bi acının müsebbibi Kana’lı yavru. Verdiği bir can cennet mükafatı karşısında… ya biz???
Savaş büyüyor, savaş içinden çıkılmaz bir hal alıyor… bütün mazlum ve masumları pervasızca içine çeken bir girdap gibi çekiyor içine. “her taraf olmaya çalışan bertaraf olur” diyor bir bilen. Mazlumdan yana olmayan, zulüme yol veren oluyor. Biz ne oluyoruz?
Karanlık ışığın yokluğu halidir, gönüllerdeki ateşi, yüzlerdeki nuru hangi kandil tutuşturur? Ancak içinden aydınlanan dışına ışık saçar, yanmak gerek öyleyse, yandıkça aydınlatmak, yandıkça karanlığa karabasan olup boğazını sıkmak.
Her şey çok güzel olacak… toprağa düştükçe yeşerteceğiz İslam coğrafyasını, öle öle dirilteceğiz, ağlayarak öğreneceğiz gülmeyi ve değerini bileceğiz tebessümümüzün müsebbibi gözyaşlarımızın. Gidişimiz hicret, dönüşümüz fetih olacak… kaçanlara ve kaçarken ardında bıraktıklarına son kez bakanlara inat… Kaçışlarını kurtuluşları sananlara inat. Bir gün yeniden bir muştuyla, bir bayram şenliğiyle, bir fetih müjdesiyle… karanlığı susturup, sözü nur’a bırakacağız. güneşi bile kıskandıracak bir ışık şulesiyle donatacağız kutsal kentleri… İstanbul’un kalbi Kudüs’te atacak, Beyrut gözlerini Doğu Türkistan’da açacak, Irak saçlarını Kafkaslara savuracak… aynı kalbin pompaladığı can kaynağı hayat sıvısı olup dünyanın vücudunda her bir azaya akacağız, en uzak noktalara hayat yayacağız. “Biz” olacağız…
Kötü bir rüyadan uyanacağız, gözlerimizi açtığımızda güneş doğmuş olacak, zulüm durmuş olacak, biz gafletten uyandığımızda, Çığlıklar susmuş olacak. Terörist bebekler doğmayacak, biz yine bebeklere melekler diyeceğiz… namlular haya edecek, meleklere yönelmeye…”uyusunda büyüsün” diyeceğiz, aklımıza “Vaad” bebek gelecek, uyuyup büyüyemeyen…gözlerimize hüzün yağacak. İstemsizce mırıldanacağız, zihnimize bir bir düşen ilâhi kelamın vaadlerini…
Allah (onlara zafer konusunda) bir vaadde bulunmuştur. Allah vaadinden dönmez. Fakat insanların çoğu bilmezler.(Rûm Suresi-6)
Sabret. Şüphesiz, Allah’ın vaadi gerçektir. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler.(Rûm Suresi-60)
Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir?(Kasas Suresi-61)
Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.(Nûr Suresi-55)
Mü'minler düşman birliklerini görünce, "İşte bu Allah'ın ve Resülünün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resülü doğru söylemişlerdir" dediler. Bu onların ancak imanlarını ve teslimiyetlerini artırmıştır.(Ahzab Suresi-22)
Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman o kafirlerin yüz ifadelerinden inkarlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. De ki: "Şimdi size bu durumdan daha beterini haber vereyim mi: Ateş... Allah onu kafirlere vaad etti. Ne kötü varış yeridir orası!"(Hac Suresi-72)
*****************************
Kana(dı) kırılmış küçük güvercin,
ihtiyacın yok kanatlara…
cennete uçmak bir tek kanatsızlara.
Kana(d)ını feda etmeyen cenneti garantileyemez,
hadi artık uç kana(t)sız arş-ı alaya…
sana çok görülen her şey var orda,
senden esirgenen tüm güzellikler işte şimdi yanında,
mahrum bırakılmak istendiğin hayat mı?
O artık sonsuz sana…
Bekle…
bir gün sana reva görülenler dünya yurdunda,
misliyle ödetilecek tüm bu küstah haydutlara…

