Kulakları Tıkalı Olmak mı, Kulakları Tıkalı Ölmek mi?
Seyirci olmak ve Oyuncu olmak üzerine”
İzlediÄŸi tv kanalının empoze ettiÄŸi görüşe odaklanmış, at gözlüklü bir toplum oluÅŸumuz mu bizi seyirci kılan? Yoksa duyumsadıklarımızı izlediÄŸimiz diziler gibi gözleyiÅŸimiz mi? Dizileri gerçek vehmedip aÄŸlayışımıza mı yanmalı, gerçekler karşısında duyarsızlaÅŸmamıza mı? YaÅŸanan onca olumsuzluk ekranın dışına taÅŸmayan bir senaryomu? “Bize dokunmayan yılan bin yaÅŸasın” mı gerçekten? Kışın kapınızı kapatıp “oh be” diyebiliyor musunuz soÄŸuktan kurtulmuÅŸluÄŸunuza? Bu soruların cevabı “lâ” deÄŸilse şüpheliyim, beÅŸ deÄŸil altı duyunuzun sağırlığından. Gözleriniz görmediyse, kulaklarınızda mı duymadı? Elleriniz bir kez olsun yetim başı okÅŸamadı mı? Yoksa sizin burnunuz hoÅŸ kokulu yemekler, pahalı parfümler dışında bir koku duymadı mı? AÄŸzınızın tadı fukara sofrasında hiç mi burulmadı? Üzgünüm sağır duyularınızın sizi özürlü kıldığı ÅŸey vicdan…
Her sabah güne aydın olma temennisiyle baÅŸlayan, sağına soluna “günaydın” diye bir yalan savuran, sonra da piÅŸkin piÅŸkin günlük gazetelerin karanlık haberlerine dalan polyanna zihniyetli ama kesinlikle iyi niyetli deÄŸil, bir insan… okuduÄŸu her habere aÄŸzının içinde geviÅŸ getirir gibi “dünyanında çivisi çıktı” babında bir edebiyat parçalayan asalak metabolizmalı iki ayaklı hayvan (hakaret deÄŸil materyalist felsefenin insan tanımı). Tek bildiÄŸi sünnet “pazarlık sünnettir” esası olan, gözlerinin içinde her daim yeÅŸil dolarlar yanan, safını güçlüden yana tutan, buna da bin bir türlü kılıf uyduran, terör ve terörist deyince malum medyanın zikir listesini zihninde canlandıran, zihinsel özürlü bir papaÄŸan…
Haber bültenlerinde gördüğü savaş sahnelerinden kan tutması dışında bir rahatsızlık duymayan, tek bildiği açlık zayıflamak için yaptığı diyetin açlığı olan, tek bildiği soğuk,
kış sezonu tatilini geçirdiği kayak merkezlerinin soğuğu olan, ensesi kalın, cüssesi kalın, kafası kalın, zihni ve kalbiyle yer kaplamayan ateşin cürmünden başka yakacak bir şey bulamayacağı bir mobilya ham maddesi.
Bir an için ekranın karşısında oturmayı bırakıp, içine girmeyi… senaryoya seyirci kalmak yerine figüranda olsa bir rol kapmayı kaçımız denedik? İbrahim’in ateÅŸine su taşıyan karınca ulvi bir vazife yapıyordu faydası olmasa bile, Nuh gemi inÅŸa ederken tufan yoktu görünürde, Muhammed taÅŸlanırken Taifte, köle Addas bekliyordu onu gaybi bir bekleyiÅŸle.
KIYAM?
EYLEM?
SÖYLEM?
Hangisi? Fıtratına uygun bir rol biç kendine, ele seyirci dedirtme!
0 yorum yazılmıştır