İLKAV, İlk Av mı? ÖZGÜRDER Özgürce Der mi?
“Biz Suçumuzu Seviyoruz…”{Mehmet PAMAK}
Böyle baÅŸlamıştı Mehmet Pamak, İLKAV’ın düzenlediÄŸi panel ardından medya lincine maruz kalışının naif serzeniÅŸinde bulunurken, ÖZGÜRDER’in aynı içerikli panelinin açılış konuÅŸmasında sözlerine… üç kelimeden oluÅŸan bu cümlede nice manalar yüklüdür, arif olan anlar. Suçun, suçlunun, masumun, mazlumun, zalimin, salimin, haklının ve haksızın yer deÄŸiÅŸtirdiÄŸi, kavramların içlerinin boÅŸaltılıp zıddıyla bilinir olduÄŸu bir düzlemde, “eÄŸitim” diyebilmek, talep etmek, isteklerini en saÄŸlam zeminlere dayandırarak açık kapı bırakmadan korkusuzca sesini yükseltmek, istekleriyle suçlanmak, dışlanmak, yargılanmak… bir cümleyle, tek bir cümleyle tüm bu psikolojik lince karşı durmak “biz-suçumuzu-seviyoruz…”
İki yüzlülerin kol gezdiÄŸi, meydanlarda asıp kesip, sözleri hakkında fısıltı duyunca gardını almak yerine boncuk boncuk terler dökerek “efenim aslında ben öyle demek istememiÅŸtim, görüntüler fotomontaj, ses benim deÄŸil… hık, mık…” babında sözlerle yüzlerinde en acınası, en dokunaklı, mazlum ifadeyle kendini acındırmaya çalışan Don KiÅŸotlarla çevrili etrafımız. Yel deÄŸirmenine ve rüzgara karşı savaÅŸmak bile asil bir savaÅŸ olsa gerek, böylesi nerde durduÄŸunu bilmeyen araf savaşçılarına nazaran…
Militarizmin kurduÄŸu bir sistemde bilimin bile militarizm kıskacında olduÄŸuna vurgu yapan Yusuf TANRIVERDİ, daha birkaç gün önce nasıl bir psikolojik sindirme hareketinin muhatabı olduÄŸunu umursamadan devam ediyordu sözlerine. Militarizmin meÅŸruiyetini kitlelere dayatarak içselleÅŸtirme çabasını vurguluyordu. Neye binaen? “Haksızlık karşısında susan dilsiz ÅŸeytandır.” sözü olabilirmiydi onu böylesine pervasızca konuÅŸturan? “tek dünyası olanın iki yüzü olur, iki dünyası olanın tek” sözünü haklı çıkarır nitelikte bir durumdu esasen bu.
Gülsüm ALPAY, bir özeleÅŸtiriyle “suçlu biziz” diyordu. Alternatif eÄŸitim kurumlarının duyarlı insanların önderliÄŸinde kurulması gerektiÄŸini ifade ederken hayata geçirilmesi imkansız bir ütopyadan bahsetmiyordu kuÅŸkusuz. Çocukların dünya üzerinde yaÅŸanan/yaÅŸatılan zulümden haberdar olması gerektiÄŸini söylüyordu.
Ersoy GÖVEÇ, eğitimin sivil siyasetin konusu olduğunu dillendirdiği konuşmasında, okulların halka devredilmesi gerektiğini savundu. Bugünkü eğitim sisteminin şartlandırmacı olduğunu halbuki sorgulamacı bir sistem olması gerektiğini belirtti.
Sembol fetişizmi konusuna vurgu yapan Kenan ALPAY, ulu önder, ulus-vatan, ulus-bayrak, ulusal marş, andımız ve anıtkabir sembollerini tek tek ele aldığı konuşmasında sembollerin putlaştırılmasının traji-komik halini gözler önüne serdi.
Ulus devletin bilgi ve bilgi aktarımını tekeline aldığını ifade eden Abdurrahman ASLAN, bilginin tekelleşmesine karşı tepkisini bildirdi.
Mesut ONAT, Abdurrahman DİLİPAK, Zehra TÜRKMEN, Oktay ALTIN, Beytullah EMRAH, Mustafa ALDI, Recep PEKER, Arif ÇİFÇİ gibi değerli isimlerinde tebliğde bulunduğu gecede eğitim sistemi enine boyuna müzakere edildi.
9 Aralığı “10 Aralık Dünya insan hakları günü” ne baÄŸlayan gecede böylesi bir programda cesur insanlarla bulunmak, sözlerinin ardında sonuna kadar durduklarına ÅŸahit olmak ve ÅŸahidiz Ya Rab diyebilmek büyük mutluluk.
Ufuk açıcı konuÅŸmalar / konuÅŸmacılar, gözlerdeki perdeleri aralayıp, ışığın gözle temasına vesile olan aydınlık simalar… selam olsun size korkusuzca bize bu geceyi yaÅŸatanlar…Yol uzun ve dikenli, her yanda medya gözlü canavar…
Soru ÅŸu; “İLKAV, ilk av mı?”
“ÖZGÜRDER, özgürce der mi?”
“Tepkimizin müsebbibi tepkisizleÅŸtirilmek isteniÅŸimiz…”
0 yorum yazılmıştır