Guantanamo 5. Yılına Girmesin!

11 Ocak 2002’de mahkumların sevkine başlanan Guantanamo üssü bugün 5 yaşında…
İnsan haklarından ve demokrasiden dem vuran ABD son yıllarda Guantanamo Bay askeri üssünde mahkumlara yapılan işkencelerle bu söylemlerinde ne denli samimi olduğunu kanıtlamış bulunmaktadır. ABD’nin özgürlük, demokrasi, insan hakları kavramlarından neyi anlayıp uyguladığı tartışılabilir bir boyuta ulaşmıştır. İşgal ettiği ülkelerde özgürlük vaadiyle ruhları bedenlerden bağımsız kılıp özgürleştirmek dışında özgürlüğün izine rastlanamamaktadır.
İçeriden sızan bilgiler doğrultusunda tam bir işkencehane izlenimi veren Guantanamo üssü ABD’nin insan hakları konusunda dibe vurmuş olduğunun bir başka göstergesidir. Çok değil birkaç gün önce açıklanan, Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından 2004 yılında yapılan araştırma sonucu hazırlanan raporda, ABD görevlilerinin, Guantanamo üssündeki mahkumlara yaptıkları kötü muameleler vicdanı olan herkesin kanını donduracak cinstendi. Yapılan işkencelerden birkaçı şu şekilde sıralanıyordu;
* Sorgu odalarında sıcaklığın tutsağı bayıltacak kadar yükseltilmesi ya da düşürülmesi
* Tutsakların 24 saat boyunca el ve ayaklarından yere zincirli halde aç ve susuz tutulması
* 4 gün sürebilen sorgularda tutsakların yüksek müzik ve ışıkla uykusuz bırakılması, bir tutsağın, Kuran-ı Kerim’den yüksek sesle sureler okuduğu için yüzünün tamamen bantlanması
* Rahip kılığındaki sorgucuların tutsakları vaftiz etmesi, tutsakların İsrail bayrağına sarılması ve yüzlerine adet kanı olduğu belirtilen bir sıvının fırlatılması…
Bu sorgu yöntemlerinin aralarında eski savunma bakanı Donald Rumsfeld’ın da bulunduğu bakanlık yetkilileri tarafından onaylandığı bazı FBI çalışanları tarafından aktarılıyor. ABD Sivil Haklar Birliği Örgütü’nün bilgi edinme yasası uyarınca yürüttüğü hukuk mücadelesi sayesinde FBI’ın iki yıl önce yaptığı çalışma doğrultusunda bu bilgiler gün yüzüne çıkmıştır. İki yıl önce elde edilen bu bilgiler doğrultusunda Guantanamo üssü’nde aradan geçen iki yıl zarfında işkence konusunda ne gibi gelişmeler yaşandığını (müsbet manada işkence konusunda bir adım atıldığı yanılgısında değiliz elbette) merak etmemek elde değil. Kaldı ki bu raporda ele alınan 4 maddelik işkence listesinin bu kadarla kalmadığını 493 FBI çalışanının sadece 26’sının işkence ve kötü muameleye tanıklık ettikleri düşünülecek olursa, tanıklık edilmeyen gün yüzüne çıkmamış daha ne gibi işkencelerin uygulandığını tahayyül edemiyor insan.
Yine 11 Eylül olayları akabinde dünyanın çeşitli yerlerinden toplanıp sorgusuz sualsiz Guantanamo’ya götürülenler arasında bulunan Murat Kurnaz, serbest bırakılmasının ardından yaptığı açıklamalarla aslında gün yüzüne çıkan olayların ve fotografların bile yetersiz, eksik ve yanlış olduğu kanısını uyandırmaya yetiyordu. 2002 yılında Guantanamo’ya götürülüp dört yıl süreyle burada somut bir kanıt olmaksızın tutulan Murat Kurnaz’ın dilinden yapılan işkenceleri okuduğumuzda bu kadar da olmaz demekten alıkoyamıyorduk dilimizi.
Zulmüne işgal ettiği ülkelerde göz önünde, Guantanamo’da ise duvarlar ardında ve gözlerden ırak devam eden ABD, insanlık suçu işlemeye devam etmektedir. Bu gidişata dur deme zamanı gelmiş ve hatta geçmektedir.
"Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır." (Bakara-193)
"Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır. " (Bakara-217)
0 yorum yazılmıştır