« Önceki | Sonraki »

7/11/2007

Direniş Günleri’nin Diriliş Gülleri;"Mirfad Mesud ve Fatım

 

Bir ana…
Bir evlat…
Bir çınar…
Bir fidan…

Filistin’in geçmişi biri,
Diğeri geleceği…

Biri saçını süpürge etmiş evlatlarına,
Diğeriyse hala anasının gözbebeği…

İşgalin her anına tanık biri,
İşgal altında doğmuş büyümüş diğeri…

İkisini bir araya getiren işte bu sebepti…

57 yaşında hayatının sonbaharında, son bir tebessüm yolluyordu objektiflere Fatıma El Neccar… daha önce hiç fotograf çektirmişmiydi veya kaç tane fotografı vardı aile albümünde çocuklarıyla ve torunlarıyla… işgalin en büyük acılarını yaşamış, 57 yıla kaç acı sığdırmıştı? Kefenini giymişcesine örttüğü beyaz örtüsü, elinde silahı, üzerinde eceli… işte bu fotografla ölümünün ardından tanıdık onu… zihinlerimize silinmemek üzere kazınan işte o son kare. Yolun sonunda, işgalcilerin tam ortasında gökgürültülü bir infilak…

18 yaşında bir taze… pırıl pırıl, başarılı bir öğrenci Mirfad… her Filistinli gibi o da bir direnişçi. İşgal altında doğup büyüyen her Filistinli gibi… umutları hayalleri diğer gençlerinkinden çok farklı ne varki. Elhamdülillah yüreğini işgal edememiş vatanını işgal eden devletli işgalci. İftarını meleklerle yapmak üzere sözleşmiş, oruca niyetlenmiş o gün… lisan-ı hal ile “istemem bu dünyanın geçici nimetlerini” diyen, kudsiyet sahibi kentin ünsiyet sahibi kızından Mescid-i Aksa’ya giden yolda bir can infak.

İki can iki infak,
İki beden iki infilak… 

Filistin deyince yüreğimiz sızlıyorsa hala, gözlerimiz yaşarıp boğazımıza adını koyamadığımız bir düğüm atılıyorsa, Mirfad geliyorsa aklımıza, Fatıma ninenin tebessüm eden fotografı canlanıyorsa, dudaklarımızda onlar adına adanmış dualar dolanıyorsa, feda olsun Kudüs, feda olsun fedailerin sana Mescid-i Aksa… 

Duyguların en yoğun olduğu anda Cahit ZARİFOĞLU “Daralan Vakitler”le yetişiyor imdada…

……………..
……………..
……………..
…………….. 

gözüm baksın sadece,
ayrıntıları,
kıvrılıp kırılmış bilekleri,
kemikten yakılmış etleri,
kuma serilmiş cesetleri,
büyük ajansların yaydığı resimleri,
bir seyirci gibi görsün dursun,
bir kadın gibi ağlasın… 

…………………
…………………
…………………

sen Filistin, hokkaları doldur kanla,
şairler eğer ahın varken
uzanırlarsa tomurcuklara güllere
her biri kanlı bir ateş gibi korku
bir azar, bir şamar olsun.

Filistin, sen işine bak, kar toprağını,
Yoğur gazabını Yaradanının.

……………….
……………….
………………. 

Ve bak, ölen yaylalar, villalar, tok karınlar
Hissiz dudaklar, gayretsiz kalpler,
Asla değil kavruk çölde yatan kadavralar. 

Farzet körsün, olabilir,
Elele tut,
Taş al ve at,
Kafiri bulur.

Hani ceylanların,
Hani cihad marşın? 

Bir yumruk harbinden nasıl kaçtın?
En arka safta bile kalmadın,
Cengi attın, dünyaya daldın,
Tezeğe konan sinekler gibi.

Dönüyor burgaç,
Dünya üstten, yanlardan daralıyor.
Ovalardan,
Dar geçitlere sürülen sığırlar gibi,
Birgün ister istemez,
Karşısında olacaksın kaçtıklarının. 

Dua et,
O gün henüz mahşer olmasın…


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır