7/11/2007

TaVaNa VuRDu iBRe

psikolojik bir savaşın en hazin söylemlerine gebeymiş oysa,

tutulası zehir saçan diller.

gördüğü hallisünasyona gerçek yaftası vuran,

şizofren silüetler dolanıyor, pencere altlarında.

en saçma sorular zihinleri meşgul ederken,

ilahi bir davete gebedir aslında tüm söylemler...

inanca darbe vuracak tüm fiiller,

küfür batağına çeken bir girdap hükmünde bermuda şeytan üçgeninde beklemektedir kurbanını...

davaya balta vuracak tüm eylemler,

bir provakasyonun son sahnesinde boy göstermektedirler.

imana galebe çalan tüm söylemler,

gömülecek bir berzah kazmaktadır şimdi kendine...

sorguya hakim olan tüm eller ve diller,

işkence sonrası susuşlar yaşamaktadır...

ey ateşte yakılmayı hakeden tüm bedenler!!!

ateş ALLAH'ın emrindedir,

bazen gülzar'a çevirir yanarken bile,

bazen buzda yakar adamı bu böyle biline...

şimdi hayata dair tüm teoriler,

bir kaygının izdüşümüdür...

kavgasında kaygı barındıran tüm rakipler,

bir mağlubiyetin anaforunda heyhat!

formatlanmış dimağlara yüklenesi tüm ilimler,

tek bir ilme muhtaçtır esasen.

şüpheci tavırlarla salına salına gezinen şu gölgeler,

nesnesini kaybedişin serkeşliğinde,

fütursuzca düşmektedir yıkık viranelerin eskimiş taş duvarlarına...

sözleri fani yare adanmış türkülerin bekaya ukalaca haykırışıdır,

dilleri aşındıran yürek tınısı.

bataklıkta çırpınmanın hazin sonu ne denli çabuklaştırdığı teorisi üzerine bir deney gerçekleştirmektedir,

denek suretinde dünya batağına saplanan maddeciler.

potansiyel enerjiyi kinetik enerjiye çevirmek üzerine kamufle edilmiş,

dünyevi tüm istekler.

İnsanlık esfel-i safilin çukuruna batmaktadır  heyhat,

ibre tavana vurmaktadır…

7/11/2007

Adanmışlar ve Aldanmışlar

Hanne’nin adağına,
Hz. Meryem’e selam olsun…
Ki o adanmışların örneğiydi,
Ki o adananların en güzeliydi.

Meryem annesinin en değerlisiydi,
dünya üzerindeki yegane varlığı…
bir ananın en zor adayacağı kopmaz bağıydı evladı.
İman, böyle bir şeydi…
adayacaksan en değerlini, canını, can parçasını vermek.

Günümüzün Meryem’lerine selam olsun…
Ki onlar dünyevi heva ve heveslerine ram olmadılar.
Ki onlar canlarını, Allah yolunda seve seve adadılar.
“Kimi adağını ulaştırdı yerine,
Kimi sabır ve sebatla sırasını beklemekte.”

Ey adanmışlar,
Ey adayıp, adaklarına paha biçenler,
Ve ey adaklarını en değersizinden seçenler!
Adarken aldananlar,
Aldanırken aldatanlar,
Aldattığını düşünüp avunanlar,
Hesabını tek dünyalı zihniyette tutanlar,
Gözleri doymayanlar,
İnfak ederken parmak uçlarıyla tutanlar…

Hz. İbrahim’in adağına,
Hz. İsmail’e selam olsun…
Ki o bedenini babası İbrahim’e,
Canını Allah’a teslim etmekte bir an olsun tereddüt etmedi.
Siz ey Kurban keserken İsmail’i unutanlar,
İsmail sınavını vermeden, kurbana duranlar…

Siz ey gaflet penceresini pembe perdelerle donatanlar,
Kardeşinin cihadını konforlu koltuğunda seyrederken uyuyanlar,
Kavgasını kaygısı edinmeyen,
Kaygısı dünyasına meyleden,
Davasını beşeri aşkına kurban edenler…

Siz ey gözyaşlarının zekatını veremeyenler,
Zekatını kırkta bire indirgeyenler,
Alırken gözleri parlayıp,
Verirken elleri titreyenler,
İstemeye meyledip,
Vermeye yeltenmeyenler…

Günümüz İsmail’lerine selam olsun,
Ki onlar teslimiyette İsmailce sebat ettiler,
Allah’a, babaya ve bıçağa boyun eğdiler,
Bıçak körelmesede davalarından dönmediler,
Bir an olsun imanlarına gölge düşürmediler,
Kalplerini ve zihinlerini korkuyla perçinlemediler…

Siz ey canını davasına kalkan yapmaktan korkanlar,
Kömürleşmiş cesetlere ürküntüyle bakanlar,
Adağını yerine ulaştıranlara burun kıvıranlar,
Taş atan küçük ellere alaycı bakışlar savuranlar,
Oturduğu yerden teoriler üretip,
Pratikte kılını kıpırdatmayanlar…

Siz ey biz…
Biz ey siz…
Ne kadarda bizsiniz,
Ne kadarda sizdeniz…

7/11/2007

Sapak

Kırılgan ümitler devşirilmiş heybemde,
Kırbamda su niyetine içilecek zamanlar,
Yol sana uzuyor bakma,
Bana kısaldı deveranlar…
Sonu vızır vızır kurşunların ötüştüğü dağlar.

Cephede kan,
Cephede şahit kılınan,
Cephede namluya sürülen iman…
Ve sen gözlerini gaflet bürümüş insan!
Acılar yumağından bir ilmeklik sabır ve tevekkül,
Gözlerin nemli boş boş oyalan.

Bir çift el tutacak kadar,
Bir çift göz görecek kadar,
Dermanı olan bir çift ayak,
Mesafeler aşacak kadar.
İşte silahın ölene kadar.

Kanı pıhtılaşmış cesetlere ruh üfüren,
Feri sönmüş gözlerde can belirten,
Bedeni ruha giydirip cepheye süren,
Ruhları kokuşmuş siviller ordusundan,
Ordusuna terfi edilen,
Beklemektedir şimdi ölümü şahitlerinde öldüren.

Zaferi yenilgiye karıştıran dimağlara,
Bu yanılgı bir serap…
Canından evla kaybedişlere gebe ömründe,
Can kaybedeni kaybetmiş sayana bir bak!
Şimdi bol kazançlı dünyanız sizin olsun,
Bana kaybedişleri bırak!

Yolların kesiştiği noktada en keskin sapak,
Bugün değilse bile yarın senide bulacak.
Kırbamda yiten zaman,
Heybemde tükenen azığım,
Sonlu olanı sonsuza ettik kurban…

7/11/2007

Kavgam!

Çarptı hakikat alnına,
Helakin anaforunda oynaşan zelillerin...
Gözler ölümce susuştu,
Donuklaştı bakışlar.
 
Kavgam!
Bu kin kimindi?
Kimden miras bana bu çatık kaşlar?
Gözlerim esarete seğirdi,
Elimdeki hangi Filistinli çocuğun,
Zulme attığı taşlar?
Bu eller benim değildi.
 
Kavgam!
Bir ses ver,
Ses ver ki dağlar ardından cevap nidası gelsin,
Bizimdir artık ZAFER!!
Bileyim ki bitmedi hala,
Ammarlar ve Yasirler...
 
Kavgam!
Kömür gözlü çocukların,
Bakışlarında ısıt beni.
Zalimin zulmüne,
Esaslı bir sille olduktan sonra,
Unuttur beni…

Kavgam!
Mağduriyet edebiyatına kapat kapılarımı,
Çakallar görmesin ağladığımı.
Mağrur gözyaşımı bırak,
Içime aksın…

Kavgam!
Zulmün bağrında açtığın gedik kadar yaşarsın!
Aynaya her bakışta biliyorum ki varsın,
Sevgilide neymiş?
Bir tek Sen yarsın!